Alış
Şehir
Lokasyon
Tarih
Saat
:
Bırakış
Şehir
Lokasyon
Tarih
Saat
:

Aradığınız Her Şey Antalya'da

Yaratanın tabiat ve coğrafya bakımından son derece cömert davrandığı Antalya, tarih mirası itibarı ile de 40 bin yıldır yaşamın sürdüğü topraklarının tüm zenginliğini koşulsuzca sunuyor misafirlerine…

Attalos’un keşfettiği söylenilen Antalya, “Üç Mevsim Bahar Bir Mevsim Yaz” parolasıyla karşılar konuklarını. Tarihin en değerli hazineleri, doğanın en şaşırtıcı mucizeleri antik kentler, dantel gibi koylar olarak karşınıza çıkar Antalya’da. Tarih meraklıları, sere serpe kumlara uzanıp güneşle arkadaşlık edenler, hayatın eğlencesini adrenalin dolu sporlarda bulanlardır bu kentin konukları…

Antalya Mevsim

Deniz, güneş, doğa ve tarihin sihirli bir uyumla bütünleştiği Antalya’da yapılacak ve görülecek o kadar çok şey var ki… “Attalos Yurdu” anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur. Bergama Krallığı’nın sona ermesiyle (M.Ö. 133) bir süre bağımsız kalan kent, daha sonra korsanların eline geçmiştir. M.Ö. 77’de Komutan Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına katılmıştır. M.Ö. 67’de Pompeius’un donanmasına üs olmuştur. M.S. 130’da Hadrianus’un Attaleia’yı ziyaret etmesi şehrin gelişmesini sağlamıştır. Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan Attaleia, Türklerin eline geçtikten sonra büyük bir gelişme göstermiştir. Modern şehir, antik yerleşmenin üzerine kurulduğundan, Antalya’da antik çağ kalıntılarına çok az rastlanmaktadır. Görülebilen kalıntıların ilki, eski liman olarak nitelenen liman mendireğinin bir kısmı ve limanı çevreleyen surdur. Surların park dışındaki kısmında restorasyonu yapılan Hadrian Kapısı (Üç Kapılar) Antalya’nın en güzel antik eserlerinden biridir. Antalya şehri ve çevresine antik çağda, “çok verimli” anlamına gelen Pamphylia, Batı kesimine ise Lykia denirdi. Milattan önce VIII. yüzyıldan itibaren buraya Ege Denizi’nin Batı kıyılarından göçenler; Aspendos ve Side gibi şehirleri kurmuşlardır. II. yüzyıl ortalarında hüküm sü-ren Bergama Kralı II. Attalos, Side’yi kuşatmıştı. Antalya’nın yaklaşık 75 km. doğusundaki Side’yi alamayan kral, şimdiki il merkezinin olduğu yere gelerek bir şehir kurdu. Buraya onun adı verilerek Attaleia dendi. Zaman içinde Atalia, Adalya diyenler oldu. Antalya, onun adından gelmektedir. Yapılan arkeolojik kazılarda Antalya ve bölgesinde, günümüzden 40 bin yıl önce insanların yaşadığı ispat edilmiştir. Milattan önce 2000 yılından bu yana bölge, sırasıyla; Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletlerinin ve Pers, Büyük İskender ile onun devamı sayılan Antigonos, Ptolemais, Selevkos, Bergama Krallığı’nın idaresine girmiştir. Daha sonra Roma Devleti, hüküm sürmüştür.

Attalos

 

Antalya’nın antik çağdaki adı Pamphylia idi ve burada kurulan şehirler bilhassa II. ve III. yüzyılda altın çağını yaşadı. V. yüzyıla doğru da eski ihtişamını kaybetti. Yöre Doğu Roma ya da Türkiye’de tanınan adıyla Bizanslıların hâkimiyeti altındayken, 1207’de Selçuklular tarafından Türk topraklarına katıldı. Anadolu Beylikleri devrinde ise Teke Aşireti’nin bir kolu olan Hamitoğulları’nın egemenliğine girdi. Teke Türkmenleri, Türklerin eski yurdu bugünkü Türkmenistan’da da nüfus olarak en büyük boylardan biridir. XI. yüzyılda bir kısmı buraya gelmiştir. Bugün Antalya’nın kuzeyi ile Isparta ve Burdur’un bir kısmı olan Göller Bölgesinin, bir adıda Teke yöresidir. Osmanlılar zamanında Anadolu eyaletine bağlı Teke sancağının merkezi, şimdiki Antalya il merkeziydi. O yıllarda buraya Teke Sancağı denirdi. İlin şimdiki adı ise aslında antik çağdaki adının biraz değişmiş şeklidir ve Cumhuriyet döneminde verilmiştir.

Kent merkezinde görülecek yerler Kaleiçi: Büyük bir bölümü yıkılmış ve yok olmuş at nalı şeklinde içten ve dıştan surlarla çevrilidir. Surlar, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirleri ortak eseridir. Surların 80 burcu vardır. Surların içinde kiremit çatılı üç bin kadar ev bulunmaktadır. Evlerin karakteristik yapıları Antalya’nın sadece mimari tarihi hakkında fikir vermekle kalmaz, aynı zamanda bölgedeki yaşam tarzını, gelenek ve görenekleri en iyi şekilde yansıtır. 1972 yılında Antalya iç limanı ve Kaleiçi semti, özgün dokusu nedeniyle “Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu” tarafından “SİT bölgesi” olarak koruma altına alınmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na “Antalya- Kaleiçi Kompleksi” restorasyon çalışmasından dolayı, 28 Nisan 1984’de FİJET (Uluslararası Turizm Yazarları Birliği) tarafından “Altın Elma Turizm Oskarı” ödülü verilmiştir. Günü- müzde Kaleiçi otelleri, pansiyonları, restoranları ve barları ile eğlence merkezi haline gelmiştir.

Eski Antalya Evleri: Yazların çok sıcak ve kışların ılık geçtiği Antalya’da eski evlerin yapımında soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya önem verilmiştir. Gölgeli taşlıklar ve avlular havaakımını kolaylaştıran özelliklerdir. Depo ve hol görevi yapan girişi ile üç kat üzerine kurulmuştur.

Eski Antalya Evleri

Yivli Minare: Antalya’nın ilk Türk yapısıdır. Merkezde Saat Kulesi yakınındadır. Üzerindeki yazıta göre Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ın yönetimi zamanında (1219-1236) inşa edilmiştir. Tuğla ile örülen gövdesi, sekiz yarım silindirden oluşur. Bu minarenin bitişiğinde bir cami varsa da yıkılmış olmalıdır. Çünkü Minarenin yanındaki Cami daha geç bir devre, 1372 yılına aittir. Bir Türk Beyliği olan Hamitoğulları zamanında, Tavaşi Balaban adlı bir mimar tarafından yapılmıştır.

Yivri Minare

Kesik Minare Camii: Aslında bir Bazilika olarak V. yüzyılda inşa edilmiştir. İlk eserden çok az bölüm ayakta kalmış, Bizans döneminde değişikliklere uğramıştır. Eser, Osmanlılar zamanında tamir görmüş, bir kısmı Mevlevihane olarak kullanılmış, sonra cami olarak hizmete açılmıştır.

Kesik Minare

Karatay Medresesi: İl merkezindeki önemli Türk İslâm yapılarından olup XIII. yüzyıl ortasında inşa edilmiştir.

Karatay Medresesi

Evdir Han: Antalya merkez ilçelerinden Döşemealtı İlçesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. 20. yüzyıl başlarına kadar ulaşım at ve develerle sağlanır, ticaret malları da bu hayvanlarla nakledilirdi. Kervanlar yollarda, “han” ve kervansaraylarda konaklardı. İşte Evdir Han da bunlardan biridir. Antalya’dan kuzeye giden yol üstündedir. Bugünkü Antalya-Korkuteli kara yolunun 1 km kuzeyinde ve il merkezine 18 km uzaklıktadır. En fazla dikkati çeken kısmı sivri kemerli portalıdır. XIII. yüzyılın başlarında yapılmış bir Selçuklu eseridir.

evdirhan1

Evdirhan

Kırkgöz Han: Antalya – Afyon eski yolundaki ikinci durak yeri Kırkgöz Han’dır. Antalya merkez ilçelerinden Döşemealtı İlçesi sınırları içerisinde olan Kırkgöz Han, Antalya’ya 30 km. uzaklıkta bulunan Kırkgöz’de, Pınarbaşı mevkiindedir. Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore edilerek işletmeye açılmak üzeredir. Çok sağlam bir durumdadır.

Kırkgöz Han

Kırkgözhan

Düden Şelâleleri: Antalya il merkezinin yaklaşık 10 km. kuzeydoğusunda, merkez ilçelerinden Kepez İlçesi sınırları içerisindeki şelâle, şehri simgeleyen tabiat güzelliklerindendir. 20 metre yükseklikten dökülür. Ana kaynağı Kırkgöz mevkisidir. Aşağı Düden Şelâlesi ise merkez ilçelerinden Muratpaşa İlçesi sınırları içerisinde olup, Lâra Plajı yolundadır. Kent merkezinin güneydoğusunda, 40 metre yükseklikteki falezlerden denize dökülür. Antalya’nın simgeleşmiş tabiat güzelliklerindendir.

Düden Şelalesi

 

Aşağı Düden Şelalesi

Kurşunlu Şelâlesi: İl merkezinin doğusundaki merkez ilçelerinden Aksu İlçesi sınırları içerisinde olup, Antalya-Alanya yolunun 14. km’sindeki sapaktan Isparta yoluna girildikten 7 km sonra ulaşılabilir. Bu tabiat harikası da en çok ziyaret edilen yerlerden biridir. Şelâle bir masal diyarından çıkıp gelmiş gibidir. Yemyeşil derin bir vadinin içindedir. Bütün çevresi yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle gezilebilir. Yer yer gölcüklerin oluştuğu sularda çok sayıda balık yaşamaktadır. Aynı zamanda zengin faunası ile dikkat çeker.

Kurşunlu Şelalesi

Manavgat Şelâlesi: Manavgat İlçesi, Sarılar Beldesi sınırları içerisinde olup, İlçenin 4 km. kuzeyinde bulunmaktadır.

Manavgat Şelalesi

Lâra ve Konyaaltı Plajları: Antalya il merkezinin 10 km. kadar doğusundaki doğa harikası Lâra Plajı ile Antalya merkezinin batı kıyısındaki Konyaaltı Plajı şehrin en güzel kıyılarıdır.

Konyaaltı Plajı

Lara Plajı

Perge: Antalya’nın 18 km doğusunda, merkez ilçelerinden Aksu İlçesi sınırları içerisindedir. Kilikya - Pisidia ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir. Kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (Milattan Önce VII yüzyıl). Perge, Hıristiyanlar için önemli bir kent idi. Aziz Paulos ve Barnabas, Perge’ye gelmiştir. Magna Plancia gibi kimi zenginler buraya önemli anıtlar kazandırmışlardır. İlk kazıların 1946 yılında İstanbul Üniversitesi tarafından başlatıldığı Perge’de; Tiyatro, Stadyum, Sütunlu Cadde, Agora’dan oluşan şehir kalıntıları bulunmuştur.

Perge Antik kent

Perge Antik Kent

Karain Mağarası: Antalya’nın 27 km kuzeybatısında, merkez ilçelerinden Döşemealtı İlçesi sınırları içerisinde olup, Yağca Köyü sınırları içinde dir. Karain Mağarası’nda bulunan kalıntılar Paleolitik, Mezolitik, Neolitik ve bronz çağ- larına aittir. Bu mağara, gö- rülmesi gereken yerlerdendir.

Karain Mağarası

Karain Mağarası

Ariassos: Antalya merkez ilçelerinden Döşemealtı İlçesi sınırları içerisinde, Antalya - Burdur karayolunun 48. kilometresinde, sola dönülen bir sapaktan 1 km. içerdedir. Bir dağın yamacında kurulmuş olup, hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir. Ariassos kentine girilen vadinin başlangıcında kentin en görkemli kalıntısı olan giriş kapısı yükselir. Kentin şaşırtıcı bir özelliği, dörtte üçünün, olağanüstü gösterişli anıtsal mezarlar olan nekropolis kalıntısı olmasıdır. Kültür Turizmi Kültür turizmi için Antalya yöresini her döneme ait çok sayıda zengin izler barındırıyor. Antik dönemlerin ören yerlerinde gün ışığına çıkarıldığı Antalya’da tarih müzelerde yaşıyor.

Ariassos Antik Kenti

Müzeler: Antalya, Manavgat, Side, Alanya Arkeoloji Müzeleri, Kaleiçi Suna ve İnan Kıraç Müzesi (özel müze), Antalya Atatürk Evi ve Alanya Atatürk Evi müzelerinde tarihin yaşatıldığını göreceksiniz. 

Antalya Müzesi

Antik Şehirler (Ören Yerleri) Antalya Müzesi’ne bağlı antik kentler: Andriake, Antiphellos, Aperlai, Ariassos, Arykanda (Ücretli), Aspendos (Ücretli), Istlada, İsinda, Karain Mağarası (Ücretli), Korydalla, Kyaenai, Limyra, Myra (Ücretli), Noel Baba Müzesi (Ücretli), Olympos (Ücretli), Patara (Ücretli), Pednelissos, Perge (Ücretli), Phaselis (Ücretli), Phellos, Rhodiapolis, Simena (Ücretli), Sura, Termessos (Ücretli), Theimiussa, Trebenna, Trysa, Xanthos (Ücretli) Alanya Müzesi’ne bağlı antik kentler: Alanya Kalesi (Ücretli), Kızılkule Etnoğrafya Müzesi (Alanya Belediyesi’ne devredildi - Ücretli), Ehmedek Kalesi (Ücretli), Colybrassus, Hamaxia, Iotape, Laertes, Selinus, Syedra Side Müzesi’ne bağlı antik kentler: Lyrbe (Seleukeia) Antik Kenti, Side (Ücretli), Selge ören yerleri antik dönemin birbirinden görkemli eserlerini görebilirsiniz.

antiphellos

faselis

letoon

olympos

Simena

Camiler ve Kiliseler İnanç turizmi açısından da önemli merkezlere ev sahipliği yapan merkez Muratpaşa Camii, Tekeli M. Paşa Camii, Antalya’da Kesik Minare Camii (Korkut Camii, Cami-i Kebir), Bali Bey Camii, İskele Camii, Yivli Minare Camii, Ahi Yusuf Mescidi ve Türbesi, Karatay Medresesi, Elmalı Ömerpaşa Camii, Manavgat Külliye Camii, Serik Belek Dinler Bahçesi (Cami, Havra ve Kilise bir arada) ve Demre Aziz Nicolas Müzesi’ni (Antik Kilise) ziyaret edebilirsiniz.

Eşsiz kumsallar Türkiye’nin en önemli turizm merkezi olan Antalya’nın kıyılarının uzunluğu 640 kilometredir. 2010 yılında kentte 163 plaj, üç marina ve altı yatta mavi bayrak dalgalanıyor. İnce kumlu plajları, mavi ve yeşilin kaynaştığı deniziyle Antalya kıyıları, deniz-kumgüneş turizmini tam anlamıyla yaşatıyor. Antalya’daki ince kumlu doğal plajlar ve güzel manzaralı koyların yanı sıra Mart-Aralık aylarında iklimin ve deniz suyu sıcaklığının uygun olmasıyla süren deniz mevsimi bölgenin turizm potansiyelini de arttırıyor. Alanya Kleopatra Plajı, İncekum Plajı, Doğu Plajı, Ulaş Plajı, Manavgat Sorgun Plajı, Muratpaşa Lara Plajı, Karpuz Kaldıran Plajı, Mermerli Plajı, Konyaaltı Plajı, Kemer Plajı, Kemer Phaselis ve Çıralı Plajları, Finike Sahilleri, Kumluca Olimpos ve Adrasan Kıyıları, Kaş Kaputaş ve Patara kumsalları Antalya’nın önde gelen sahillerinden bazıları.

Tekne severler de Antalya Çelebi Marina ve Yat İşletmeciliği AŞ, Kemer Türkiz Marina, Setur Finike Marina, Alanya Marina, Antalya Kaleiçi Yat Limanı’nda 12 ay boyunca en iyi hizmeti alabilirler. Sıcak sahillerden serin yaylalara Yaz aylarında yerli halkın da tercih ettiği yaylalar, serin havasıyla dinlendiren bir tatil seçeneği sunuyor. Kentin belli başlı yaylaları arasında; Finike-Ördübek Yaylası, Serik - Ovacık Yaylası, Saklıkent (Saklı) Yaylası, Alanya Sapadere, Kumluca Gödene, Karagöl ve Söğüt Yaylaları, Korkuteli Söbüce Yaylası, Kemer Üçoluk Yaylası, Akseki-Pişer Yaylası, İbradı - Maşad - Kocaoluk Yaylaları, Kaş Sütleğen ve Gömbe Yaylaları, Elmalı Yuva Girdev Yaylası, Alanya - Dereköy Yaylası, Serik - Beşkonak - Altınka-ya (Zerk - Selge) - Ballıbucak yaylaları geliyor.

Kış turizmi Saklıkent Kayak Merkezi: Antalya’nın batısında, Antalya merkez ilçelerinden Konyaaltı İlçesi sınırları içerisinde Bey Dağları üzerinde, Antalya kent merkezine 50 km batıda yer almaktadır. Antalya’ya yakınlığı nedeni ile bir günde iki mevsimin birden yaşanabildiği ender yerlerden biridir. Alanya Akdağ Kış Sporları Turizm Merkezi: Antalya Alanya kıyı bandında oluşan yatak kapasitesinin kullanımının tüm yıla yayılmasında aktivite olarak kullanılmak üzere turizm merkezi olarak ilan edilmiş ve planlama çalışmalarına başlanılmıştır. Planlı yatak kapasitesi 5000, mekanik tesis kapasitesi 3600 kişi/ saattir.

Saklıkent

Sportif olanaklar Antalya’da sportif faaliyetleri de son derece çeşitlilik sergiliyor. Rafting, sualtı ve mağara dalışları, kayak, golf, doğa yürüyüşleri, su kayağı, dağ tırmanışları belli başlı spor etkinlikleri. Su sporları meraklılarının en sevdiği aktivitelerden rafting, Alara, Manavgat, Dim Çayları ve Köprülü Kanyon’un yer aldığı Köprüçay’da yapılabiliyor. Ayrıca yamaç paraşütü yapıp cip safarilere katılarak adrenali yüksek eğlenceli bir gün geçirebilirsiniz. Golf turizmi Geniş alanların varlığı, Akdeniz ve Ege kıyılarının yıl boyunca golf oynamaya elverişli ılıman iklimi, golf turizmi için büyük potansiyel yaratmaktadır. Antalya-Serik-Belek çevresi, golf sporunun kalbi konumundadır. Bu bölge, 4 ve 5 yıldızlı otellerin bulunduğu, Türkiye’deki en iyi bakılan ve tasarlanan golf parkurlarını içermektedir.

Antalya Köprülü Kanyon

Antalya Golf

Antalya Su Altı Dalgıç

Antalya Paraşüt

Kamp ve karavan turizmi Antalya’da ve özellikle Patara-Alanya arası kıyı kesiminde önemli bir kamping potansiyeli bulunmaktadır. Kampinglerin bir kısmı Antalya doğusunda Lara kesiminde yoğunlaşmıştır. Diğer bir yığılma ilin batı kesimindedir. Kemer kıyıları genelde ormanlık ve kumsal olduğundan hemen hemen her yerde kamp kurulabilmektedir. Manavgat çevresinde de kamp olanakları oldukça fazladır. Merkezde ve çevrede elektriği, suyu, mutfağı, telefonu ve lokantası bulunan bir çok kamp yeri vardır.

Bitki inceleme Ülkemizde endemik bitki türleri açısından en zengin bölgemiz Akdeniz Bölgesi’dir. Bu nedenle Antalya bitki gözlemleme açısından oldukça zengin bir potansiyele sahiptir. Bölgede bulunan korunan alanlarda (Olympos, Köprü- lü Kanyon, Termesos, Altınbeşik Mağarası Milli Parkı, Bey Dağları Sahil Milli Parkı, Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı, Alacadağ Tabiatı Koruma Alanı, Dibek ve Elmalı Çığlıkkara Tabiatı Koruma Alanı) bitki inceleme faaliyetleri sürdürülebilir.

Yaban hayatı Antalya bölgesi, sahip olduğu iklim özellikleri zengin bitki örtüsü, yaban hayatının zenginliğini de beraberinde getirir. Geyik, tilki, sansar, sincap, alageyik, yabankeçisi, keklik, bıldırcın, üveyik, tavşan, yaban güvercini, karatavuk ve bozlak ilin başlıca yaban hayatını oluşturmaktadır.

Ne yenir ? Antalya’da dünya mutfaklarının tamamını turistik otel ve restoranlarda bulmak mümkün. Yine de “Tatilde o yörenin lezzetlerini keşfetmeden dönmem” diyenlerdenseniz, şiş ve ızgara köfte, sac kavurması, döner, tandır kebabı, kölle (buğday, fasulye, nohut ve bakla haşlaması), domates civesi, tirmis, piyaz, şakşuka ve tüm deniz ürünleri, hibeş ve arapaşını mutlaka deneyin.

Kongre turizmi Antalya ülkemizdeki turizm çekiciliği açısından cazip olmakla birlikte, sunduğu turizm çeşitliliği, alt yapıya yönelik kolaylıklar, uluslararası hava alanları, diğer ulaşım imkânları, konaklama standartlarının ve servislerinin iyiliği, geniş yelpazeye yayılan eğlence imkânları, kongre öncesi ve sonrası faaliyet çeşitliliği açısından en uygun konumda olan illerimizden birisidir. Arkeolojik alanların inanılmaz zenginliği, kültürel mirası, efsaneler ve tarih hepsi birlikte benzersiz bir kongre şehri destinasyonu olmasını sağlamaktadır. Antalya ili Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki en önemli tatil merkezi olması yanında, 106.000 koltuğu aşan bir kapasitesi ile dünyanın her tarafından gelecek konuklar için önemli toplantıların yapılabileceği imkâna da sahiptir.

Yörük kültürü Antalya ve çevresinde, asırlardır süzülen iki hayat tarzının da mirası vardır. Türkler buraya ilk geldiklerinde yerleşik düzene hemen uymuşlar; köy, kasaba ve şehirler kurmuşlardır. Nüfusun bir kesimi ise Türklerin Anadolu’ya gelmesinden önce olduğu gibi konargöçer hayatı sürdürmüştür. Yarı yerleşik demek olan bu hayat tarzına göre, birbirine akraba en az 15–20 aile, bazen de yüzlerle ifade edilen sayıdaki aileler; kıl çadırlarda yaşar, yazın dağlara çıkar, kışın ise kışlak denen sıcak ovalara inerlerdi. Deve, koyun gibi hayvanları yetiştirir bunlardan ürettikleri ürünleri, yerleşik halkın ürünleriyle değişerek ya da satarak geçinirlerdi. Et, süt, yağ üretirler, kıl çadır ve doğal kökboyalı kilim dokurlardı. Kışlaklarda dar alanlara tahıl, sebze ekenler bile olurdu. Hatta Osmanlı ordusuna at yetiştiren büyük konargöçer grupları (aşiret, oymak) vardı. Bugün Türkiye, çağdaş modern hayata en iyi şekilde uyum sağlayan, teknolojiyi başarıyla kullanan ülkelerden biridir. Ama hem nostaljik hem de kültürel değeri olan, binlerce yıldır devam eden hayatı sürdüren, birkaç küçük konargöçer grubu kalmıştır günümüzde. Sayıları da birkaç yüz kişiyi geçmez. Hazin bir biçimde, o hayat tarzından sadece develer kalmıştır. Yolunuz düşerse yaz aylarında Belek, Manavgat ve Alanya’da süslenmiş, çanlı çıngırdaklı turist taşıyan develer görürsünüz. İşte o günlerden hatıradır bu develer. Ayrıca Kemer’de ve Antalya Kumluca yolunda yine yerli yabancı turistlere hizmet veren Yörük çadırları görürsünüz. Yarı müze görünümündeki bu çadırlarda Yörüklere has ayran ve gözleme yiyebilirsiniz. Antalya’nın yerli halkı bugün bile imkân bulduğunda yazın Kumluca Gödene, Kaş Gömbe, Sütleğen, Alanya’daki birçok yaylalara çıkarlar. Bu gelenek, atalarından kalan bir hatıradır. Alanya gibi bazı ilçelerde kışın Toros dağlarında kuyularda saklanan karların, Ağustos ayında dağdan indirilerek ilçe merkezine getirildiğini, şerbet haline getirilerek seyyar satıcılar tarafından satıldığını görürsünüz. Bu da yine Yörüklerin eski geleneklerinden sadece biridir.

Nasıl gidilir ?

Havayolu: Antalya’nın İstanbul’a uzaklığı 750, Ankara’ya 514, İzmir’e uzaklığı ise 619 kilometre. Birçok ülkeden direkt seferlerin gerçekleştirildiği Antalya Havalimanı, şehir merkezine sadece 10 kilometre mesafededir.

Havalimanı Tel: 0 242 330 32 33

Karayolu: Antalya Türkiye’nin her yöresi ile karayolu bağlantısına sahip. İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerden karayoluyla bölgeye geliş için en uygun yol Afyon –BurdurAntalya yolu. Hemen hemen bütün şehirlerden Antalya’ya direkt otobüs seferleri de dü- zenleniyor. Otogar Tel: 0 242 331 12 50

Denizyolu: Antalya Limanı Türkiye’nin en önemli deniz kapılarından birisidir. Liman Tel: 0 242 259 12 00

Antalya Nostalji Fotoğrafları

Antalya Varyant

 

Kaynak : Antalya Kültür ve Turizm Dergisi

Hayallerinizdeki Tatilin İlk ve Son Adımıyız...

© 2016, Yüce Rent A Car, Antalya'da Araç Kiralama Hizmeti. Tüm Hakları Saklıdır.